Author
Erol Bulent Abay
MilliyetHaberleri.com Röportajım
SORU 1: Hoş geldiniz Bülent Bey. Sizi tanımak isteriz. Kimdir Erol Bülent Abay?
Hoş bulduk… Öncelikle bu güzel röportaj davetiniz için size çok teşekkür ederim. Aslında iki tane Erol Bülent Abay var diyebilirim. Biri, okul hayatında dereceleri olan bir Yüksek Bilgisayar Mühendisidir. 25 yıllık çalışma hayatında çeşitli Finans ve Telekom firmalarında IT yöneticilikleri yapmış, bugün herkesin kullandığı birçok güzel IT projelerine imza atan harika ekiplere liderlik etme şansı ve şerefine ulaşmış, arada da Imperial College’den MBA derecesi almış bir yöneticidir. Pandemi ve sonrasında gerek rahatsızlanan annesine daha yakın olabilmek gerekse yoğun çalışma hayatından sonra biraz nefes alıp hayatın keyifli taraflarına yönelmek için emekli olmuştur. Diğeri ise hayatına pandemiyle başlamış tarih ve özellikle dinler tarihi, arkeoloji, teoloji ve gizemli konuları araştırmaya meraklı ve araştırmalarında bulduklarını da yazdığı gizem ve macera romanlarıyla okuyucularına duyurmayı hedeflemiş çiçeği burnunda bir yazardır.
SORU 2: İlk romanınız olan “Nuh Nebi’den Kalma” nasıl çıktı ortaya? Neler anlattınız?
“Pandemi” sayesinde ortaya çıktı desem yalan olmaz. Malum, pandemi hepimizin hayatında iyi ya da kötü çok büyük değişikliklere sebep oldu. Sanırım kötü yanlarının bir kısmını iyiye çevirmeyi başarmış şanslı insanlardan biriyim. Hepimizin para kazandığımız alanın dışında ilgi duyduğumuz başka alanlarımız, merak ettiğimiz ve araştırmak istediğimiz konularımız mutlaka olmuştur. Hatta çalışırken zaman bulamadığımız için hayıflandığımız anlar bile vardır. İlgi duyduğum alanın edebiyat ya da yazarlık olduğunu düşünüyorsanız şimdiden söyleyeyim çok yanılırsınız. Benim merak ettiğim konular destanlar, dinler tarihi ve onlardaki gizemli, mistik doğaüstü gibi anlatılan olayların gerçekte nasıl olmuş olabileceğini tarih, arkeoloji başta olmak üzere diğer bilimsel araştırmaları da kullanarak mantıklı sebeplerini bulmaya çalışmaktı. Aynı teorik fizikçilerin matematiği kullanarak teoriler üretmesinin edebi karşılığı gibi bir şey benimkisi. Bir teoriye de öyle bir iki şeyi okuyarak hemen varılmadığını da tahmin edersiniz. Okuduğunuz her şey damla damla bir birikim sağlar ve her bir damla sizi yavaş yavaş ‘evreka’ diye bağırmak isteyeceğiniz bir sonuca doğru götürür. İşte tam da pandemi zamanında Burckle krateriyle ilgili okuduğum bir araştırma yazısı ‘evreka’ dediğim böyle bir noktaya varmamı sağlayan son damlayı sağlamıştı. Bu makalede Hint okyanusunun tabanında dev bir kraterin oluşmasına sebep olan bir gök taşının Mezopotamya’yı sular altında bırakacak bir tsunamiye sebep olmuş olabileceğinden bahsediyordu. Ben de merakla ve önceki bilgi birikimimle Google Earth üzerinden kraterden itibaren suyun Mezopotamya’ya basma yönünü dikkate alarak bölgeyi incelerken ONU gördüm. Hemen ölçülerine baktım 300x50m idi. Tam da Tevrat’ta bahsedilen ölçülerdeydi. ‘Evreka’ dediğim an işte tam bu andı. Sonra sağlaması yapmak için başka araştırmalar da yaptım tabi. Hepsi de doğrular nitelikteydi. Açıkçası Ağrı ve Cudi dağında olduğu söylenen yerler bana ezelden beri hiç de mantıklı gelmiyordu çünkü bu yerler ıssızdı. Ben ise insanlığın böyle bir yeri asla terk etmeyeceğine inanıyordum. Ve bulduğum yer gerçekten de etmediğimizi gösteriyordu. O kadar ki yanında kadim bir şehrimiz vardı ve bu şehrin ilk ne zaman kurulduğu bilinmiyordu. Ama bir sorunum vardı. Bu teorimi insanlara nasıl duyuracaktım. Sonuçta arkeolog, dinler tarihi uzmanı falan değildim. Ama içim içime sığmıyordu. Aklıma romanlarını merakla okuduğum Jose Rodrigues Dos Santos, Dan Brown ve Umberto Eco gibi usta yazarlar geldi. Teorimi onların türünde romanlaştırıp paylaşabilirim diye düşündüm. Kimse de “sen kim oluyorsun da bu konularda ahkam kesiyorsun” diyemeyecekti. İşte “Nuh Nebi’den Kalma”romanım bu şekilde doğdu. Keşfimi, kendini bir anda bir cinayeti çözmek zorunda bulan roman kahramanım Eren Derviş herkese anlatacaktı. Hem böylece konunun uzmanlarının kulağına da “Olabilir mi acaba! Gidip araştırmalıyız,” dedirtecek su kaçırmış olacaktım.
SORU 3: Peki, ikinci romanınız “Çalıntı Baş” neler anlatıyor? Verdiği mesaj nedir?
Aslında “Çalıntı Baş” serinin ikinci kitabı. “Nuh Nebi’den Kalma” romanımı olgunlaştırmak için yaptığım araştırmalar domino taşlarının peş peşe devrilmesi gibi bir etki yarattı. Malum seçtiğim alan dinler tarihi gibi devamlılık arz eden, gizemlerle dolu bir alan olunca araştırmalarınızda bulduğunuz bir şey başka bir gizemin çözümünü tetikleyebiliyor. İlk romanınız beğenilince de ikincisini yazmaya cesaretiniz de oluyor tabi. Roman kahramanım Eren Derviş bu macerasında öldürülen bir arkadaşının gizemini çözmeye çalışırken kendini bir anda Mısır’da ve Musa peygamberin zamanındaki Firavunun kim olduğunu bulmak zorunda kalmış bir halde buluyor. Hatta birden fazla Firavun olduğunu öğrenince çok şaşıyor. Mesela bu romanın yazılmasını sağlayan son damla Mısırlı bir yazar olan Ahmed Osman’ın “Krallar Vadisi’ndeki Yabancı” kitabından gelmişti. Kitabında bahsettiği Yuya, benim için birden kafamdaki birçok kilidin açılmasını sağlamıştır. Okuyucularım aynı zamanda bu romanla İsrailoğulları’nın neden angarya işlerde çalıştırıldıklarının da sebebini öğreniyor olacaklar. İnsanoğlunun güç ve iktidar hırsının 5000 yıl boyunca hiç değişmediğini görmek sanırım okuyucularımı en çok da şaşırtmayacaktır.
SORU 4: Kitaplarınıza nasıl ulaşabiliriz?
Okuyucularınız bu iki romanıma da online kitap satış noktalarından rahatlıkla ulaşabilirler. Ama en hızlı ve uygun olarak nasıl ulaşırlar derseniz, web sitem olan www.erolbulentabay.com adresindeki satış linklerini kullanarak ulaşmalarını tavsiye ederim. Bu linkler onları özellikle yayınevimin kendi ve Trendyol üzerindeki web sitelerine yönlendirecektir. Tabi bu linkleri burada sizinle de direkt paylaşabilirim.
https://cinius.shop/product/nuh-nebiden-kalma/
https://cinius.shop/product/calinti-bas/
SORU 5: Bir de İngilizce olarak yayınlanmış olan “Return Of The Ark” adlı romanınız var. Ondan da bahsedelim isterim…
Aslında “Return Of The Ark” farklı bir roman değil. “Nuh Nebi’den Kalma” romanımın İngilizce’ye çevirmiş hali. Romanın sonunda ulaşılan sonuç çok ilgi çekince İngilizce olarak da yayınlamak istedik. Sadece Amazon üzerinden ve Amazon olan tüm ülkelerde (US, UK, DE, FR, ES, IT, NL,PL, SE, JP, CA ve AU) hem basılı hem de e-kitap olarak satın alınabiliyor. Ayrıca Amazon Kindle Unlimited kullanıcıları da ücretsiz olarak e-kitaba ulaşabiliyorlar. Wattpad okuyucuları da yılsonuna kadar her hafta yayınlanan bir bölümünü okuyabilirler. Şu ana kadar ilk 14 bölümü yayınlandı diye biliyorum. Ayrıca dileyen okurlarınız Goodreads’de (www.goodreads.com) eleştirmen Ms. Bailey tarafından yazılmış inceleme yazısını da okuyabilirler. Bu sene içerisinde de “Çalıntı Baş” romanının İngilizce çevirisini gene Amazon üzerinden yayınlamayı planlıyorum.
SORU 6: “Nuh’un Gemisi” başlığı altında Youtube videolarınız da var. “Nuh Nebi’den Kalma” kitabınızda roman kahramanı Eren Derviş’le birlikte anlattıklarınızı bu sefer siz bizzat anlatıyorsunuz… Gelen yorumlar nasıl?
Aslında okuyucularımdan gelen yorumlar nedeniyle bu videoları yapmaya karar verdim desem daha doğru olur. Bazı okuyucularım, romanda kullandığım ve ilgi çeken sona götüren bilgilerin kurgu mu yoksa gerçek bilgiler mi olduğunu sormaya başlayınca bende tek tek cevap vermek yerine bunların gerçek bilgilere dayandığını göstermek için bu videoları çektim. Ama tabi bir macera eşliğinde bu bilgileri öğrenmek kadar zevkli olacağını pek sanmıyorum. Gene de roman yerine belgesel tadında bu bilgileri öğrenmek isteyenler dört bölümden oluşan Youtube videolarımı https://www.youtube.com/@erolbulentabay9980 adresinden izleyebilirler. Ayrıca gene aynı yerde “Çalıntı Baş” romanımda kullandığım bilgileri anlattığım üç bölümlük bir video serisi de mevcut.
SORU 7: Sanırım romanlarınızı e-kitap olarak da yayınladınız? Bunu tercih etmenizdeki sebepler nelerdi ve okurlarımız romanlarınıza e-kitap olarak ulaşmak isterlerse nasıl bir yol izlemeliler?
Aslında benim gibi çiçeği burnunda bir yazar için kitap bastırmak öyle çok da kolay bir iş değil maalesef. Başta yayıncı olmak üzere sektördeki her paydaşın seni kucaklayacağını sanırken onlar haklı olarak kitabın üzerinden elde edecekleri kazançla ilgileniyorlar. Yani senin okuyucunla paylaşmak istediklerin bir anda ikinci planda kalabiliyor. Onlar acısından ünlü bir yazarın kitabının getirisi hesaplanabilirken yeni bir yazarda bunu yapamıyorlar. Bu yüzden de kitabın basımından kitapçılara dağıtımına, hatta bütün reklam maliyetlerine varıncaya kadar ki tüm yük yazarın omuzlarına binmiş oluyor. Özellikle bizim ülkemizdeki gibi enflasyonist bir ortamda maalesef kitap fiyatları da kağıdının, mürekkebinin dolara endeksli olmasından da kaynaklı olarak okuyucunun rahatlıkla, tereddüt etmeden almak isteyeceği fiyatlarda olamayabiliyor. Maalesef ancak meşhur bir yazar olunca oyunun kuralları size göre işlemeye başlıyor. İşte böyle bir durumda hem yazar hem de okuru hatta yayıncısı için bile e-kitap kurtarıcı noktasına gelebiliyor. E-kitap yayınladığınızda maliyetiniz birden astronomik boyutta düşüyor. Okuyucunuza ulaşma süreniz hem yurtiçi hem de yurtdışı olarak inanılmaz kısalıyor. Hızlı bir şekilde belirli gün ve haftalar için çeşitli kampanyalar düzenleyip okurunuzu mutlu edecek fiyat avantajları sağlayabiliyorsunuz. Bunu basılı bir kitapta yapmanız o kadar zor ve zaman alıcı bir süreç ki anlatamam size. Ayrıca bir okurun kitabınızı daha satın almadan incelemesine izin vererek yeni bir yazar olan sizin tanımanızı da katkıda bulunuyor. Mesela Google Play Books’ta Eren Derviş’in maceralarını almadan kitabın %20’lik ilk kısmını okuyabiliyorsunuz. Eğer izniniz olursa e-kitabın avantajlarını göstermek adına bu röportajı okuyan değerli okurlarınıza Eren Derviş’in bu iki macerasına Google Play Books’ta CJC9D098YA1KD indirim kodunu girerek ya da direkt olarak https://play.google.com/redeem?code=CJC9D098YA1KD linki üzerinden Mayıs ayı sonuna kadar indirimli olarak erişmelerini sağlamayı çok isterim. Yorumlarını da @erolbulentabay instagram adresimden benimle paylaşırlarsa çok sevinirim. Bakın gördüğünüz gibi bir anda okurlarınıza özel bir kampanya yapabildim.
SORU 8: Bir de almış olduğunuz bir ödül var, çok tebrik ederim. Ödüllü bir yazar diyebiliriz size. Siz neler hissediyorsunuz? Mutlu musunuz?
Çok teşekkür ederim. Evet, “Nuh Nebi’den Kalma” romanım geçen sene “Altın Kitap” ödülü aldı. Bu benim için çok büyük bir onurdu. Bir yazar için kitabının beğenilmesinden daha güzel bir şey olamaz. Ben bu tür ödüllerin bir yazarın eserini yazarken duyduğu heyecanı yansıttığına ve körüklediğine inanıyorum. Zaten serinin ikinci romanı “Çalıntı Baş” da bu sayede çıktı diyebilirim. Yoksa devam etmeye cesaret edemeyebilirdim. Belki analitik bir yapıda olduğumdan belki de teknik bir eğitim aldığımdan bilmiyorum ama roman yazmayı Proje Yönetimine benzetiyorum. Her şey bir hedef düşünceyle başlıyor. Sonra sizi bu hedefe götürecek düğüm noktalarını, aşamaları planlıyorsunuz. Ardından da hayal gücünüzü kullanarak her aşamayı detaylandırmaya başlayarak projeyi hayata geçiriyorsunuz. Bir romanın hayat bulmasının yaklaşık bir yıl sürdüğünü söyleyebilirim. Bu surede siz hem gerçek hayatta hem de romanın içinde yaşıyorsunuz. Bu gerçekten oldukça yorucu bir iş ve bu emeğinizin karşılığını ancak proje bittikten bir süre sonra almaya başlıyorsunuz. Tabi okuyucunuza yeni maceranın çıktığını duyurabildiğiniz ölçüde. Bence bir yazar için bu tür ödüller ağır bir fiziksel çalışmadan sonra masaja gidip rahatlamak ve tüm yorgunluğu atmak gibi bir şey. Bu yüzden kendilerine minnettarım. Ama asla okuyucudan gelen olumlu tepkilerin ve beğeninin yerini tutmayacağını da belirtmeliyim. Örneğin bir iki okuyucumdan ‘Eren Derviş bugünlerde ne yapıyor? Daha yeni bir maceraya atılmadı mı?’ şeklinde yorumlar gelmesi benim için paha biçilemez bir ödül. Umarım bir gün kahramanım yazarının da önüne geçen bir üne sahip olur. İşte bu bir yazar için Nirvana olsa gerek.
SORU 9: Bundan sonraki projeleriniz neler? Okurlarınızı neler bekliyor?
Eren Derviş serisini şimdilik dört macera şeklinde planlıyorum. Yani okuyucularımla paylaşmak istediğim iki keşfim daha var. Bu sene sonuna doğru üçüncü romanı çıkartmayı hedefliyorum. İstanbul, Kudüs, Petra ve El Halil dörtgeninde geçecek bu macera, dinler tarihi konusunda bilinen bazı şeyleri kökünden değiştirebilecek gibi duruyor şimdilik. Bu yüzden kurgusunu çok daha özenli ve dikkatli yapmaya çalışıyorum. Dördüncü macera ise bir aksilik olmazsa 2025 yılının bir çalışması olacak. Sonrası Allah kerim. Okuyucularınız beni @erolbulentabay instagram adresimden ve www.erolbulentabay.com web adresinden takip ederlerse Eren Derviş’in maceralarıyla ilgili her türlü yeni bilgiye ilk ağızdan öğrenenler olacaktır.
Etiketler :

